Khordha District, May 15, 2023: The bandh call by
the CPI (Maoist) in seven districts of Odisha state over their 12-point
charter of demands saw road traffic being affected with the Maoists
erecting blockades by felling trees at several places, including
Pankalguri near Hanumantpur under Chandrapur block in Rayagada district
on Monday.
Posters and banners, alleging that underprivileged individuals in the
state are being denied access to essential services such as education,
healthcare, and housing, were also found at Chandrapur and
Basadhara-Ghumusur-Nagavali blocks.
In an audio release on Friday, the Maoist party announced that it
would enforce a bandh in Rayagada, Kandhamal, Ganjam, Kalahandi, Boudh,
Gajapati and Nayagarh districts to press its demands. However, essential
services including hospital, ambulances, medical stores and examination
centres would be exempted from the bandh, it added.
The Maoists demands included allotment of houses to deserving
beneficiaries under PM Awas Yojana or Biju Awas Yojana in 6 months, free
supply of oil, dal, salt along with PDS rice, construction of roads,
drinking water supply and power connection to all villages and
construction of hospitals in every panchayat.
Stating that education has been most neglected in the backward areas
of these districts, the Maoists demanded establishment of Adarsh Schools
in every panchayat, reopening of the schools closed for lack of
sufficient number of students, appointment of teachers in vacant posts
and monthly scholarship of Rs 3,000 to tribal students.
Highlighting the unemployment problems in the area, the Maoists
demanded payment of monthly unemployment allowance of Rs 3,000. Besides
this, increasing the old age and widow pension to Rs 3,000 was also
demanded by them.
Des heurts se sont produits au moment où 150 à 200
manifestants ont souhaité pénétrer sur le circuit urbain du Grand Prix
de Pau pour faire entendre leur opposition à la loi sur les retraites.
La police a immédiatement barré la route et des heurts ont éclaté entre
les policiers et les premiers rangs tentant de forcer le passage. Après
quelques minutes de confusion, la police a fait usage de gaz
lacrymogènes qui ont touché militants mais aussi spectateurs. Un groupe
d’une cinquantaine de militants s’est rendu vers l’autre entrée au
secteur fermé du Grand Prix, mais n’ont pas tenté de forcer le nouveau
barrage de police qui se dressait face à eux. Finalement, des
manifestants sont parvenus à emprunter des escaliers qui menaient à un
paddock en contournant deux agents de sécurité de la course. Les
policiers ont été mobilisés afin d’appréhender ces derniers
manifestants, mais ils n’ont procédé à aucune interpellation.
Des jeunes rebelles ont mené dix attaques incendiaires
rien que le le 12 mai 2023. Trois bases répressives de la milice Bassidj
ont été attaquées au cocktail Molotov à Téhéran, Ispahan et Manodjan
Kerman, un centre de propagande, une fondation et le bureau de l’Imam de
vendredi de la ville de Mohammadyeh à Qazvin qui représente Khameneï
dans cette ville ont aussi été incendiés. En outre, des affiches portant
les portraits de Khamenei, de Khomeiny ou de Qassem Soleimani ont été
incendiées à Machad, Chiraz, Arak et Sangar Guilan. En outre, les
habitants de Zahedan sont de nouveau descendus dans la rue vendredi. Les
manifestants ont scandé « à bas Khamenei », « Honte à toi Khamenei,
quitte le pays », « Bassidj et pasdaran, c’est vous notre Daech », « Les
mollahs doivent décamper », « Mort à l’oppresseur, qu’il soit le chah
ou le Guide (Khamenei), » etc.
Avrupa Partizan tarafından TKP/ML’nin kurucusu ve kuramcısı komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 50. Yılında anma etkinlikleri örgütlendi.
Yapılan anma etkinliklerinden biri de 13 Mayıs Cumartesi günü İsviçre’nin Zürih kentinde gerçekleştirildi.
Zürih Stauffacherplatzda gerçekleşen etkinlikte, meydana çadır kuruldu. “Katledilişinin 50. Yılında Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Ölümsüzdür!” sloganlı Almanca büyük poster, TKP/ML imzalı Almanca, Kürtçe ve Türkçe “Katledilişinin 50 Yılında Çizdiği Kızıl Güzergahla Demokratik Halk Devrimi Mücadelemizde Yaşıyor, Savaşıyor!” sloganlı pankartın yanısıra Partizan imzalı “Katledilişinin 50 Yılında Örnek Bize Cesaretin!” sloganlı Türkçe pankartı ve Partizan bayraklarıyla alan süslendi.
Anma etkinlik saat 15.00’de yapılan açılış konuşması ile başladı. Yapılan konuşmada; “Değerli dostlar, yoldaşlar, faşist
diktatörlük tarafından Diyarbakır Zindanlarında 90 gün süren ağır
işkenceler sonucunda katledilen komünist önder İbrahim Kaypakkaya
yoldaşı andığımız etkinliğimize hoşgeldiniz, sizleri Partizan olarak selamlıyoruz” denilerek başlayan konuşmada “Mayıs
ayı katliamlar ayı olarak olarak bilinir. Dersim katliamının yıl dönümü
4 Mayıs olarak anılmaktadır. 6 Mayıs 1972 Türkiye devrimci hareketinin
önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan asılarak şehit
düştüler. 31 Mayıs 1971 günü Sinan Cemgil, Alparslan Özdoğan, Kadir
Manga Nurhak’ta ölümsüzleştiler. 12 Eylül Askeri Faşist Cuntasının’nın
iradeyi kırma, sindirme, tasfiye ve teslim alma saldırısına karşı Ferhat
KURTAY, Eşref ANYIK, Mehmet ZENGİN ve Necati ÖNER 17 Mayıs 1982’de
bedenlerini ateşe verip ölümsüzleştiler. Yine Kurt Ulusal Hareketinin
önderlerinden Haki KARER 18 Mayıs 1977’de Dilok’ta katledildi.
Adlarını burada sayamayacağımız binlerce devrimci, komünist ve yurtsever Mayıs ayı içinde yaşamını yitirdi” denilerek önder yoldaş İbrahim Kaypakkaya şahsında
demokratik halk devrimi, sosyalizm ve komünizm davası uğruna mücadele
ederken yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşuyla devam etti.
Ardından Partizan adına yapılan konuşmada “Şan ve Şeref Olsun Partimizin Kurucusu ve Kuramcısı Komünist Önder İbrahim KAYPAKKAYA’ya” diye başlayan konuşmada, “1960’ların
sonunda, devrimci gençlik kabarışı başlamış, peşi sıra tüm ülkede sınıf
mücadelesi yükselmiş, devrimin olanaklarının ve örgütlenmesinin
arayışına girilmişti. Bu süreç 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasının faşist
saldırısı ile ablukaya alındı, yok edilmeye çalışıldı. İşte partimiz
TKP/ML, böylesi bir sürecin içinde 24 Nisan 1972’de kuruluşunu ilan
etmiştir.” Denilerek “Komünist bir öncünün ülke topraklarında teorik bir
bütünlükle, programla ve hiç kuşkusuz net bir hamleyle ortaya çıkmasına
dair koşullar bu durgunluğun, kaçkınlığın, reformist hayalciliğin,
maceracı çizgilerin bir yadsıması olarak olgunlaşma zemini bulmuştur.
Nisan 1972’de sınıf mücadelesinin durgunluğu, patron-ağa rejiminin
kudurganlığının arttığı koşullarda Komünist Önder İbrahim KAYPAKKAYA
önderliğinde enternasyonal proletaryanın bilimsel ideolojisini donanmış
partimiz TKP/ML tarih sahnesine çıkmıştır.”
“Partinin kuruluşunun ilan edilmesine paralel olarak Halk
Savaşını ilan etmiş, devrimci durumun verili koşullarda sunduğu
olanakları silahlara dayanmaksızın bir Komünist Partinin bizim gibi
ülkelerde komünist niteliğini kazanamayacağının bilinciyle hareket
etmiştir.”, “İbrahim yoldaş, Başkan Mao önderliğindeki Büyük Proleter
Kültür Devrimi’nin işçi sınıfının bağımsız yönelim ve tutumuna dair
açtığı yeni ufuk ve perspektifle şekil almıştır.”, “Tam 51 yıldır en zor
şartlarda bu komünist hattı hem koruyacak hem güçlendirecek,
devrimimizin sorumluluklarını ilerletecek savaş çizgisi yaşatılmıştır.
Partimiz, Uzun Süreli Halk Savaşı çizgisinde dört genel sekreter,
onlarca merkez komite üyesi, yüzlerce savaşçısını ölümsüzler kervanına
katarak devrim yürüyüşünü sürdürmüştür.”
“51. kavga yılımızda, zorlu ve büyük saldırganlığın ortasında boy
vererek ortaya çıkan partimizin deneyimi her türlü zorluğu aşma
iradesini omuzlarımıza yüklemiştir.”, “Halk Savaşı ile zafer kazanmaya
dair tutumumuz, bu savaşı yükseltme ve halkla birleştirerek ilerletme
anlayışımız ise asla sarsılmayacaktır. Devrimimiz Demokratik Halk
Devrimi, savaş stratejimiz ise Halk Savaşıdır.
Marksizm-Leninizm-Maoizm’in ışıklı yolu sorunları aşmamıza, zayıflığı
güce çevirmemize, devrimin görevleri karşısında doğru konumlanmamıza
rehber olmaya devam ediyor.” denildi. Konuşma esnasında kitle tarafından
sık sık “Önderimiz İbrahim İbrahim Kaypakkaya”, “Yaşasın partimiz TKP/ML, Halk Ordusu TİKKO, TMLGB!”sloganları haykırıldı.
Anma etkinliğine devrimci ve demokratik kurumlardan Avrupa Göçmen Emekçiler Birliği, Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu, MLKP, MKP, Devrimci Cephe ve Öncü Partizan’da katılarak destek verdi. Etkinlikte Devrimci Cephe bir konuşma gerçekleştirdi. Yapılan konuşmada “Kaypakkaya
bize direnmeyi, savaşmayı ve cüreti öğretti. Kaypakkaya yine Türkiye’de
faşizmin sürekliliği ve buna paralen her türlü reformizme,
parlamenterizme meydan okumak” olduğu ifade ederek Kaypakkaya şahsında devrim ve komünizm şehitleri aldı. Konuşmanın ardından kitle tarafından“Yaşasın Devrimci Dayanışma”sloganları atıldı.
Foi divulgado, no início do mês, um novo treinamento militar na
Amazônia com tropas do imperialismo norte-americano (ianque). O
exercício, chamado “CORE 23” (Combined Operation and Rotation Exercise),
ocorrerá em outubro e novembro, nos estados do Pará e Amapá. Seu
pretenso objetivo é “desenvolver liderança e aprimorar as habilidades
técnicas” das tropas envolvidas. Caberia perguntar: por qual razão esses
exercícios, para “mútuo desenvolvimento da técnica” com tropas ianques,
só acontecem em território nacional, mais precisamente, em territórios
estratégicos, como a Amazônia?
Mesmo entre militares brasileiros, há opiniões divergentes. Robinson
Farinazzo, oficial da reserva da Marinha, opina o sabido por todos: tais
exercícios não favorecem o País. “As relações bilaterais militares
precisam ter o mínimo de reciprocidade. As autoridades brasileiras
deveriam explicar por que o país permite que os Estados Unidos realizem
exercícios no nosso território sem pedir nada em troca. Tivemos
recentemente voos de espionagem realizados pelo EUA sobrevoando o nosso
litoral, duas vezes. Que aliado militar é esse que nos espiona?”,
afirmou ao Sputnik.
Por que diabos o Alto Comando das Forças Armadas, que arrota
patrioteirismo por todos os lados, comporta-se como cão obediente das
Forças Armadas ianques? Por que o atual governo permite que seja o
Brasil colocado nesse ultrajante papel?
Toda a verborragia de defesa da Amazônia ou da integridade
territorial dessas Forças Armadas reacionárias brasileiras revela-se,
uma vez mais, uma pantomima. A permissão e colaboração com tropas
ianques no País é crime de alta traição nacional! Nada de estranho,
afinal, o designo dessas Forças Armadas é ser um ferrolho
contrarrevolucionário para manter a velha ordem interna de exploração e
opressão; Alto Comando sabujo de tropa domesticada, especializada em
genocídio à luta popular, muito especialmente à luta
democrático-revolucionária do povo que por séculos foi esmagada a ferro,
fogo e sangue. São, as Forças Armadas reacionárias, forças auxiliares
das tropas ianques, na prática, tropas de sua ocupação. Eis porque
permitem, aqui, presença ianque: para assessorá-los na tentativa de
conjurar a sublevação das massas, em especial, da luta pela terra, a
Revolução Agrária, e nisso contam com o beneplácito dos governos de
turno, entre os quais os do oportunismo eleitoreiro, pela quarta vez.
Este Primero de Mayo, día en que nuevamente el ejército mundial de la
clase obrera rindió homenaje a los mártires de Chicago, pasó revista a
sus filas y percibió el estado de conciencia y de organización de sus
fuerzas llamadas a encabezar el asalto a la fortaleza del poder
capitalista; como dirigentes de este gran movimiento social los
comunistas, necesitan hacer el balance para hacer consciente el estado
de su ejército y trazar las tareas correspondientes para acercar el
triunfo de la Revolución Proletaria Mundial.
Este año, fueron grandes las manifestaciones alrededor del mundo. En
los 5 continentes, los destacamentos proletarios levantaron las banderas
de lucha contra la explotación capitalista, contra la carestía, por
empleo, contra las reformas antiobreras, contra el militarismo…
destacando nuevamente la creciente marejada revolucionaria que
espontáneamente se abre paso, en busca de una transformación radical del
mundo, que solo puede ser el establecimiento del socialismo como única
salida a las crisis (económica, social, sanitaria, ambiental…) y a los
preparativos de una nueva guerra de rapiña imperialista.
Este año nuevamente, fue una demostración de la fuerza poderosa de la
clase obrera mundial, cuya lucha espontánea tiende a romper las cadenas
de la explotación asalariada y la dominación imperialista, incluso en
los países donde el reformismo se encuentra gobernando como en Brasil,
Colombia, Chile y Bolivia. Fuerza, que deja al descubierto la debilidad
de los comunistas y su impotencia política para dirigir ese ejército en
pie de lucha, que ahora hace trastabillar al gobierno de Macron en
Francia y trastorna el orden burgués en todos los países.
Qué gran demostración de unidad y fraternidad alrededor de unas
mismas banderas contra los comunes enemigos del proletariado y los
pueblos del mundo, y qué gran contraste frente a la ausencia del
destacamento de vanguardia de la clase obrera, de su Partido político
independiente en la mayoría de países y de su organización
internacional, necesarios para que el proletariado pueda llevar a cabo
su misión de destruir el viejo mundo capitalista y construir el nuevo
mundo socialista, como ahora lo hacen los pueblos de la India y
Filipinas, donde partidos comunistas marxistas leninistas maoístas
dirigen la Guerra Popular que está haciendo surgir el nuevo Poder de los
obreros y campesinos.
El avance de las guerras populares en curso dirigidas por los
maoístas, el surgimiento de nuevas organizaciones marxistas leninistas
maoístas en varios países, el contenido revolucionario de los mensajes y
declaraciones este año, la actuación revolucionaria en las
manifestaciones en lucha contra las corrientes burguesas y oportunistas,
disputando la dirección del movimiento, son motivo de alegría para los
obreros conscientes y la intelectualidad revolucionaria; por cuanto
muestran la vitalidad de los comunistas y corresponden al ascenso de la
revolución. Sin embargo, frente a las condiciones de descomposición y
avanzado estado de agonía del capitalismo imperialista y a la rebelión
creciente de las masas persiste la gran debilidad de los comunistas; una
situación que no puede resolverse con frases triunfalistas y pensando
con los deseos, sino aceptando la realidad y disponiéndose a
transformarla conscientemente.
Una demostración de esa debilidad se vio nuevamente en las dos
principales declaraciones de los comunistas revolucionarios que
circularon en varios países e idiomas: una, la de la Liga Comunista Internacional (LCI),
y la otra, firmada por 15 Partidos y Organizaciones de 13 países. Es
una realidad que el surgimiento de la LCI a finales del año pasado no
significa la unidad de los marxistas leninistas maoístas, como imaginan
algunos camaradas, sino la formalización de la escisión. En los hechos,
la fundación de la LCI es un rechazo a la existencia de una base general
de unidad entre los marxistas leninistas maoístas e independiente de
los deseos de algunos de sus afiliados, es un instrumento para pretender
imponerle al Movimiento Comunista Internacional la plataforma
“izquierdista”, dogmática y sectaria de un matiz afín al llamado
“pensamiento Gonzalo”; una plataforma que ha sido criticada por varios
Partidos y Organizaciones demostrando sus errores ideológicos y
políticos, así como criticado los métodos y prácticas erróneos de sus
principales impulsores. 1 Una situación que impone la
necesidad de continuar desarrollando la lucha teórica para ir al fondo
demostrando la esencia de sus errores y desnudar la naturaleza no
proletaria de tales posiciones, utilizando el método
unidad-lucha-Unidad. Este es el camino para alcanzar un nivel superior
de unidad en una verdadera Conferencia Internacional Unificada que sea
en realidad un paso adelante en la construcción de la nueva
Internacional Comunista que exigen estos convulsionados tiempos.
Esa es una tarea que no puede ir separada de construir, reconstruir y
fortalecer los verdaderos partidos comunistas en cada país, de avanzar
en la construcción del Ejército Popular y la construcción del frente de
las clases revolucionarias de acuerdo a las condiciones concretas de
cada país; tareas a su vez indesligables de la lucha común contra la
embestida ideológica reaccionaria, de la lucha contra el revisionismo y
el oportunismo en general, de la movilización contra las guerras
imperialistas y la amenaza de guerra mundial, en solidaridad con las
luchas de los proletarios y pueblos del mundo, en apoyo a las guerras
populares y en las acciones comunes que contribuyan a organizar y
dirigir el movimiento revolucionario de las masas encaminado a derrocar
mediante la Guerra Popular el poder del capital en los distintos países,
como lo expresa la Declaración Internacional Conjunta ¡Primero
de Mayo contra el imperialismo, la reacción, la miseria y la guerra;
por la revolución proletaria y socialista en todo el mundo! Firmada por 15 Partidos y Organizaciones para la fecha, entre ellos por la Unión Obrera Comunista (mlm):
Unir y coordinar esfuerzos en todos los países para impulsar la
lucha revolucionaria de los ejércitos proletarios y de las masas
populares contra el despliegue de tropas y armas para las guerras
imperialistas, guerras reaccionarias, las guerras injustas; Hacer
frente común con todas las fuerzas revolucionarias, anti-imperialistas,
genuinamente democráticas, que se oponen a la guerra y al apoyo militar
de los regímenes lacayos a sus amos imperialistas en todo el mundo,
especialmente en los países semi-coloniales/semi-feudales; Rechazar y
desenmascarar a las fuerzas socialdemócratas, reformistas y
oportunistas que a veces, en nombre del proletariado y del pueblo,
apoyan una de las facciones imperialistas, todas enemigas mortales de
los oprimidos y explotados del mundo; Intensificar la lucha de
clases, fortalecer los instrumentos de resistencia y defensa de los
trabajadores, los auténticos sindicatos de clase, es decir los que
organizan las luchas obreras en las fábricas, en los sectores de mayor
explotación, en las nuevas realidades del trabajo asalariado; Intensificar las luchas revolucionarias contra la opresión nacional y el apoyo a estas luchas en los países imperialistas; Apoyar las grandes luchas de las masas campesinas por la tierra para quién la trabaja; Desarrollar
las revueltas y luchas de las mujeres en el mundo como parte del
movimiento proletario revolucionario, contra la discriminación, la
desigualdad, los feminicidios y las violaciones, la negación del derecho
al aborto, la doble opresión de una moderna Edad Media en los países
imperialistas y de la servidumbre feudal en los países oprimidos por el
imperialismo; Intensificar la lucha militante contra el fascismo y
el racismo, organizando, particularmente en los países imperialistas, la
lucha de los migrantes por la acogida, el derecho de asilo, la libertad
de circulación, el derecho al trabajo, al salario, a la vivienda,
contra las matanzas en el mar y en tierra; Apoyarse en la rebelión de
las masas juveniles para organizarlas como primera línea de la lucha
revolucionaria contra el Estado burgués; Luchar para la liberación
de los presos políticos y de todos nuestros hermanos y hermanas de clase
cautivos en las cárceles del imperialismo y de los regímenes
reaccionarios.
Tal es el balance que deja este Primero de Mayo al pasar revista a
nuestras filas, pero también el programa de acción inmediato que
corresponde a la situación objetiva; el cual permite avanzar en la lucha
por construir en el fragor de la lucha revolucionaria, los instrumentos
estratégicos imprescindibles para hacer posible el triunfo de la
Revolución Proletaria Mundial.
Comité Ejecutivo – Unión Obrera Comunista (mlm) Mayo 10 de 2023