"''NATO 3.0'' ise Rusya'nın yeniden temel askeri tehdit olarak tanımlandığı, Çin'in uzun vadeli stratejik rakip olarak dikkate alındığı ve Avrupa'nın kendi savunmasının daha büyük bölümünü üstlenmeye zorlandığı yeni dönemi anlatıyor."

Belli periyotlarda yapılan NATO toplantılarından 36.sını geride bıraktık. Fakat yankıları hala devam ediyor. 20 gün içinde kayıtlara göre 548 kişi tutuklandı. Devrimci-demokratik muhalefetin dışında TEMA Vakfı’ndan onlarca kişi, örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Başta Ankara olmak üzere İstanbul ve İzmir’de onlarca devrimci-demokrat tutuklandı.
Elazığ Valiliği bile Ankara’da yapılacak toplantıyı gerekçe göstererek il genelindeki tüm etkinlik ve eylemleri 14 günlüğüne yasakladı. Peki neden bu korku? Efendilerine güçlü uşak mesajı vermek için. Sokak gösterilerinden ve devrimcilerden korktukları için. Anti-emperyalist mücadelenin büyümesini engellemek için. Ayladır sokaklarda mücadele veren NATO karşıtı platformları engellemek ve dağıtmak için…
Emperyalizme ve NATO’ya göbekten bağımlı Türk devleti, efendilerinin gözüne girmek için ne yapacağını şaşırdı. Trump geliyor diye aylar öncesinden hazırlıklara başladılar. Erdoğan, büyük diktatörden istediklerini almak için 200 milyon liraya dev NATO panoları yaptırarak Ankara otobanlarını, şehrin kaldırımlarını donattı. Yüz milyonlarca lira para harcayarak şehrin eski yapılarını boyadılar, birçok eski yapıyı cilaladılar. Ankara’yı makyajladılar. Bunu yapamadıkları yerlerde de branda çekerek görünmemesini sağladılar.
Makyajın arkasında yatan yoksulluğu göstermemek için çok çaba gösterdi AKP-MHP hükümeti. İşçi ve emekliler, öğrenci ve memurlar, emekçiler yoksullukla, açlıkla mücadele ederken Saray rejimi, şatafatlı gösterişler yaptı. Uluslararası kanlı terör örgütü NATO’yu protesto eden binlerce işçi, memur, öğrenci polis zoruyla tutuklandı, işkenceye maruz kaldı.
Halkının geçim sıkıntısını çözemeyen Erdoğan, utanmadan halktan aldığı vergi parasıyla konuklarına özel yapım tabanca hediye etti. NATO savunma harcamaları için milyarlarca dolar verirken emekliye, asgari ücretliye, yoksullara “para yok” diyor.
NATO toplantısı sonucunda savunma bütçesi açıklandı. 2026 yılı tahminlerine göre ittifak üyesi ülkelerin toplam savunma harcamalarının geçen yıla oranla çift haneli büyüme kaydederek 1.8 trilyon doları aşması bekleniyor.
NATO, üye ülkelerin 2026 yılına ilişkin tahmini savunma harcaması verilerini yayımladı. Verilere göre, NATO ülkeleri arasında en yüksek savunma harcamasını bu yıl da ABD yapacak. ABD’nin 2026 yılında 1 trilyon 32 milyar 849 milyon dolarlık savunma harcamasıyla ittifakın toplam harcamalarının yaklaşık yüzde 57’sini tek başına karşılaması öngörülüyor.
ABD’yi 147 milyar dolarla Almanya, 110 milyar dolarla İngiltere, 80 milyar dolarla Fransa, 57 milyar dolarla İtalya, 53 milyar dolarla Polonya ve 52 milyar dolarla Kanada takip edecek. Türkiye’nin savunma harcamasının ise 2026 yılında 48 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
NATO toplantısı sonucunda birçok haber kanalının yaptığı değerlendirmelere göre Trump, Erdoğan’a F-35 savaş uçaklarını satma ve Türkiye’ye yönelik yaptırımları kaldırma sözü vermiş! Bir muhabirin sorusuna ise “bunu değerlendireceğiz” diyerek yanıt verdi. Sonuç bildirgesinde NATO’nun kolektif savunma taahhüdü yenilendi, Ukrayna’ya 70 milyar avro destek sözü verildi.
Hürmüz Boğazı için seyrüsefer serbesti çağrısı yapıldı. Müttefik ülkelerin 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşması sağlandığı, müttefiklerin kolektif üretim kapasitesini artırma ve inovasyonu hızlandırmak için sanayi sektörüyle birlikte çalışma taahhüdünde bulundular.
Savunma ve caydırıcılıkta 360 derece yaklaşımına bağlılık yinelendi. Rusya, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği ve istikrarı için uzun vadeli tehdit olarak tanıtıldı. Güçlü bir NATO içinde güçlü bir Avrupa inşa edileceği açıklandı.
7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da yapılan toplantıdan geriye kalan bir tanımlamada NATO 3.0 oldu. NATO 3.0 nedir? 1949’dan 1991’e kadar süren Soğuk Savaş dönemini ifade etmek için ”NATO 1.0” nitelemesi yapılıyordu. Bu dönemde ittifakın temel amacı Sovyetler Birliği’yle mücadeleydi ve ABD, Avrupa güvenliğinin tartışmasız lideriydi. ”NATO 2.0” ise Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra başlayan dönem olarak tanımlanıyor.
11 Eylül 2001’deki El Kaide saldırısından sonra, ABD’yi devlet dışı bir aktöre karşı savunmak amacıyla ilk kez kolektif savunma maddesi olan 5. Madde’yi yürürlüğe koydular.
Ankara zirvesi ile konuşulmaya başlanan ”NATO 3.0” ise Rusya’nın yeniden temel askeri tehdit olarak tanımlandığı, Çin’in uzun vadeli stratejik rakip olarak dikkate alındığı ve Avrupa’nın kendi savunmasının daha büyük bölümünü üstlenmeye zorlandığı yeni dönemi anlatıyor.
Bu yeni yaklaşım, Avrupa ülkelerinin yalnızca daha fazla para harcamasını değil, mühimmat üretiminden hava savunmasına, füze sistemlerinden yapay zekâ destekli komuta-kontrol altyapılarına kadar birçok alanda kendi sanayi kapasitesini geliştirmesini öngörüyor. NATO Genel Sekreteri Rutte de zirvenin amacını ”yatırımları artırmak, savunma sanayii üretimini büyütmek ve taahhütleri somut sonuçlara dönüştürmek” diye tanımladı.
Özellikle Ukrayna savaşından çıkarılan dersler doğrultusunda büyük ölçekli mühimmat stokları, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, yapay zekâ destekli komuta-kontrol ağları ve savunma sanayi üretim zincirleri ittifak planlamasının merkezine yerleşti. Bu nedenle bazı araştırmacılar NATO 3.0’ı ”barış dönemi güvenlik kulübünden savaşa hazır askeri koalisyona geçiş” olarak tanımlıyor.
Sonuç olarak, bu kararlar bize daha fazla yoksulluk, daha fazla açlık getirecek. Toplanan bütçeden eğitimin, sağlığın, barınmanın payı kesilip askeri harcamalara aktarılacak. Açlığa ve yoksulluğa karşı kitleler daha fazla sokağa çıkacak. Şimdiden örgütlülüklerimizi sağlamlaştırmalıyız. Sokakları yönetecek devrimci iradeyi güçlendirmeliyiz.
No comments:
Post a Comment